Bağımlılık Hakkında

Bağımlılık Hakkında

Bağımlılık; sadece durdurulabilen ölümcül bir hastalıktır.

Bağımlılar genellikle “dibe vurmadan”, yani her şeylerini kaybetmeden, bağımlı olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindeki insanları susturmak için “bağımlı” olduklarını söyler, ama bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar), bu nedenle de tedaviye istekli değillerdir.

 

Ailelerinin bağımlıyı destekleyen tavrı, onun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu fark etmesini engeller. Başka bir deyişle: bağımlı, parasız kalır, annesi para verir; karakola düşer, babası kurtarır; hasta olur, eşi hastaneye götürür vs. Alkolün veya maddenin olumsuz sonuçlarıyla hasta değil, hep ailesi yüz yüze gelir. O ise bağımlılığın verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sorunlarını inkâr eder ya da hep başkalarını suçlar.

Bu kadar derdi çeken aile de sürekli olarak alkolü veya maddeyi bırakması için bağımlı kişiye baskı yapar ve bağımlı da bu baskıyı, içmesinin nedeni olarak gösterir. “Karımın dırdırından, ailemin baskısından dolayı içiyorum” bahanesini sık olarak duyarsınız.

Oysa bu dırdır ve baskı, alkole veya maddeye karşıdır.

 

İşte bu durumda bir kısırdöngü yaşanmaktadır. Yani alkolün veya maddenin kötü sonuçlarını sırtlanan aile, hastanın bunlarla yüzleşmesini aslında engellerken, yaptıkları baskıyla hastanın stresini daha da arttırırlar.

Aileler -özellikle eşler-, bağımlılıktan kendileri sorumluymuşçasına bir suçluluk içinde, kendilerini paralama derecesinde, bir kurtarma çabasına girebilirler. Eşlerde buna bağlı depresyon sık görülür.

 

Yapılması gereken, bağımlılıktan ve sonuçlarından sadece kendisinin sorumlu olduğunu bağımlı kişiyle açık açık konuşmak ve onun bazı şeylerle karşılaşmasını engellememektir. Bir bakıma, bağımlıyı bağımlı olduğu şeyi kullandığı zaman, yalnız bırakmakta yarar vardır. Sarhoş olunca kimsenin kendisini yatırmaya götürmeyeceğini bildiği ve birkaç kez uygunsuz yerlerde uyandığı zaman ya da bağımlı olduğu maddeyi kullandığı zaman “rezalet” çıkardığında kimse kendi yerine özür dilemeyeceği için icabında olumsuz, tepkili tutumla karşılaşınca, kullandığı maddeyi bırakmak için kişide büyük bir azim oluşur. Diğer türlü kendisini bir bebek gibi yakınlarının bakımına terk eder.

 

Alkolün veya maddenin bütün sorumluluğu o kişinin omuzlarına verildiğinden, içmemesi için de eski kısır baskı ve dırdırlara gerek kalmaz. Yani kişiye, “İstiyorsan iç ya da kullan ama bundan dolayı olacak hiçbir şey için bizden yardım bekleme!” şeklinde bir tavır gösterilirken bu konuda bütün çevresi sözbirliği etmelidir. Ailede sadece bir kişi bunu söylerse, o günah keçisi ve kötü insan haline gelir. Üstelik de diğer kişiler benzer tavrı devam ettireceği için bunun anlamı kalmaz. Örneğin bunu sadece eşi söyler ve yapar, ama babası ve arkadaşları aynı tavrı sürdürmeye devam ederse bunun yararı olmaz. Ancak bağımlılık bir hastalıktır. Yani kişi, kullandığı madde karşısında iradesini ve seçim yapma gücünü kaybetmiştir. Alkol veya madde karşısında güçsüzlüğü kabul etme ve bu konuda yardım arama, iyiye doğru değişimin ilk adımı ve mutlak şartıdır. Milyonlarca insan bu ilk adımla başlanan yolda, alkolün veya  maddenin hayatlarına verdiği zararların üstesinden gelmişlerdir.

Bağımlılar, tedavi için başvurduklarında genellikle ‘ dibe vurmuşlardır ’. Yani sağlık, aile, meslek, sosyal yaşam vb. yönlerden büyük kayıplara uğramış ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden pek çok bağımlı bu zevki terk etmeye yanaşmaz, ya da buna karar verse de kolayca vazgeçer. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısırdöngüyü durdurmaktır. Bu nedenle kişinin bağımlı olduğunu, yani alkol veya madde karşısında zayıf, hatta bunun esiri olduğunu fark edip kabullenmesi, düzelmenin başlangıç noktasını oluşturur.

Erken dönemdeki bağımlıların bu gerçeği fark etmeleri için “motive edici görüşmeler” yapılır. Tedaviden sonra uzun süreli takip gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha sonra izlenmezse kullandığı maddeye dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya da yardım gruplarına katılmalıdır. Nüksetmeler (tekrarlamalar) en sık ilk 6 aydadır.

 

 

ALKOL VE MADDE HAKKINDA

 

Gencin içinde bulunduğu aile, okul ve yakın çevre, alkol kullanan, bağımlı olan genci ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olmaya çalışırsa, onun bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar. Bu nedenle, erken teşhis belirtilerinin bilinmesi çok önemlidir. Teşhis belirtileri fiziksel ve ruhsal-toplumsal olmak üzere iki grupta toplanır. Bunların birkaçının bir araya gelmesi, alarmı harekete geçirir.

 

FİZİKSEL

– Bitkinlik

– Dalgınlık

– Uyuklama

– Uyku bozukluğu

– Konuşma güçlüğü

– Burun akıntısı

– Terleme

– Titreme

– Dengesizlik

– Gözde kanlanma

– Gözbebeğinde daralma

– Yüzde kızarma-soğukluk

– Kabızlık

– İshal

– Mide-bağırsak yakınmaları

– Yürüme bozukluğu, solunum güçlüğü

– Ağrılar

 

TOPLUMSAL VE RUHSAL

– Duygu durumu değişikliği

– İlgi-istek kaybı

– Donukluk

– Bilişsel bozukluklar

– Başarıda azalma

– Bakımsız dış görünüş

– Gerçekdışı konuşma

– İçekapanma

– Çevre değişikliği

– Konuşma içeriğinde değişme

– Aşırı para harcama

– Suç işleme eğilimi

– Evden uzaklaşma

– Madde kokusu

 

MADDE KULLANAN KİŞİ NASIL ANLAŞILIR?

 

Madde kullanan kişiyi anlamak için kesin bir ölçü yoktur. Kişilerde görülen davranış değişikliklerini, hemen uyuşturucu kullanımına bağlamak yanlış olur. Unutulmamalıdır ki, ergenlik döneminde de bedensel değişiklikler görülür.

 

Uyuşturucu madde kullanan kişilerde görülen davranış değişiklikleri şöyle özetlenebilir:

– Arkadaş çevresi değişir.

– Aile ilişkileri azalır, odasında yalnız kalmayı tercih eder.

– Okul başarısı ve okula devamı azalır.

– Daha fazla para harcamaya başlar

– Gün içinde bazen neşeli, sakin; bazen öfkeli, saldırgan davranışlar gibi ruhsal değişimler gözlenir.

 

Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullandığını anlarsanız, şu konulara dikkat edin!

 

Anne ve babalar; çocuğunuzun uyuşturucu kullandığını anladığınızda;

1- Paniğe kapılmayınız,

2- Öfke ile hareket etmeyiniz,

3- Sorunu görmezden gelmeyiniz,

4- Durumu gözlemleyiniz,

5- Çocuğunuzun sosyal çevresini inceleyip sorunun kaynağını tespit etmeye çalışınız,

6- Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini gözden geçiriniz,

7- Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanmasının sebeplerinin arasında, sizin de eksik ve yanlış davranışlarınızın olduğunu göz ardı etmeyiniz,

8- Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayınız, onu suçlamayınız,

9- Uzman bir hekimin bilgisine başvurunuz

10- Uzman hekimin tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediniz,

11- Çocuğunuzu sıkmadan, sevgi ve şefkatli bir yaklaşımla ona daha fazla zaman ayırınız,

12- Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip güçlendirmeye çalışınız.

 

GENÇLİK VE UYUŞTURUCU

 

ERGENLİK

 

Ergenlik, on üç yaşlarında başlayan ve yirmi yaşlarına kadar devam ettiği kabul edilen cinsel, fizyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak adlandırılabilir. Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik, kişilik zayıflığı gibi durumlar, madde kullanmak için mutlak etkenler değildir. Ancak, madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkat çekmiştir:

– Ani tepkiler veren,

– Saldırgan ya da asi davranışları olan,

– Her şeyi reddeden,

– Davranış bozukluğu gösteren,

– Aykırı davranışlar içinde bulunan,

– Erken yaşlarda davranış problemleri olan,

– Çabuk heyecanlanan,

– İçedönük olan,

– Fazlasıyla itaatkâr olan,

– Yaşıtlarından aşırı etkilenen…

 

Uyuşturucu kullanan gençlerin ailelerinde benzer bazı özellikler bulunmuştur:

– Parçalanmış, boşanmış aileler,

– Ebeveynlerden birinin kaybı,

– Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı,

– Aile içi iletişim eksikliği,

– Baskıcı ve ilgisiz aile,

– Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması…

 

Gençler madde kullanmaya daha çok nasıl başlıyor?

 

Gençler, en sık, merak nedeniyle madde kullanmaya başlamaktadır. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.

Arkadaş baskısı, ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara, çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Gencin kendini kanıtlama güdüsü ile bir de buna merak eklenince, kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, “hayır” diyebilmesi çok önemlidir.

Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle, çaresizlik önemli bir etkendir. Bu nedenle gençlere, sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bir sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.

 

UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE SUÇLARI NELERDİR?

 

Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları Türk Ceza Kanunu’nun 188, 189, 190, 191 ve 192. maddelerinde düzenlenmiştir.

Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarını beş başlık altında toplayabiliriz:

1- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

2- Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması,

3- Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma,

4- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak,

5- Etkin pişmanlık.

 

TÜRK CEZA KANUNU

 

UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ [MADDE 188]

 

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükm olunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükm olunan cezadan mahsup edilir.

(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan on beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Uyuşturucu maddenin eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.

(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, dört yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

 

KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK [MADDE 191]

 

(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendisi tarafından kullanılmak üzere uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran bitkileri yetiştiren kişi, bu fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükm olunur.

(3) Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman, güvenlik tedbirinin uygulama süresince, kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında bilgilendirir, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunur ve yol gösterir; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir.

(4) Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz.

(5) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hükm olunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması hâlinde infaz edilir. Kişi etkin pişmanlıktan yararlanmışsa, davaya devam olunarak hakkında cezaya hükm olunur.

 

ETKİN PİŞMANLIK [MADDE 192]

 

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hüküm olunmaz.

(2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hüküm olunmaz.

(3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.

(4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hüküm olunmaz.

 

MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI

 

Maddeleri türlerine göre aşağıdaki sınıflandırmaya tabi tutabiliriz:

 

A) AFYON VE TÜREVLERİ (OPİYATLAR)

1- Afyon

2- Morfin

3- Kodein

4- Metadon

5- Eroin

 

B) KENEVİR VE TÜREVLERİ

1- Reçine esrar

2- Toz esrar

3- Pres esrar

4- Gonca esrar

5- Likit (sıvı) esrar

 

C) UYARICILAR

1- Amfetamin

2- Kokain

3- Kafein

 

D) SENTETİKLER

1- Ecstasy (MDMA)

2- Captagon

3- Methamfetamin

4- Lysergic Asid Diethylamid (LSD)

5- Gamma Hydroxybutyrate (GHB)

6- Ketamine Hydrochloride (Ketamin)

7- Phencylidine (PCP)

 

SAKİNLEŞTİRİCİLER

1- Barbituratlar

2- Trankizanlar

3- Sedatifler

 

BAGIMLILIK YAPAN MADDELER

 

ECSTASY NEDİR?

 

Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-metilendioksimetamfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının, bir “doz” içerisinde hangi maddelerin bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkânsızdır.

 

BULUNABİLİRLİK VE KULLANIM

Özellikle gece kulübü ve elektronik müzik organizasyonlarında popüler olan Ecstasy tabletlerinin bulunabilirliği mümkündür. Tipik bir doz olarak 100-125 mg, dört ila altı saat etkisini gösterir.

 

ETKİLERİ

Kullananlar, kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Genellikle sosyal ortamlarda kullanılan Ecstasy, duygusal (seksüel olması gerekmez) bir madde sayılır. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasy’nin en önemli etkisi, kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır.

Bu etkiler, alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de kimi zaman hafif derecede etkileri gözlenebilir.

Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir.

Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder.

 

KULLANIM İŞARETLERİ

Ecstasy kullananların gözbebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunma ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şefkat hareketleri gösterebilir.

 

RİSK

Bazı kullanıcılar, tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda, etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Fiziksel olarak bağımlılık yaratmasa da, “yaşanılan sanalı” kovalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları azalır.

Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda, hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler.

Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli artış Ecstasy’nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması, sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı ya da diğer bir uyuşturucu maddeyle karıştırma ile bağlantılıdır.

Ecstasy’nin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar, uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceğini değerlendirmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasy’nin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir, fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy, kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir.

 

TÜTÜN NEDİR?

 

Tütün bitkisi (Nikotina tabacum) içinde çeşitli psikoaktif uyuşturucular bulunan bir maddedir. Tütün ürünleri içinde 4000’e yakın kimyasal madde vardır. Sigara ve mamulleri bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilir. Nikotin tüm bağımlılık yapan maddelerin en zehirli ve bağımlılık yaratanıdır .

Doğal olarak renksiz, yakıldığında kahverengi olan nikotin havayla temas ettiğinde tütün kokusu alır. Tüketim yolu fark etmeksizin kolayca kana karışmaktadır.

 

BULUNABİLİRLİK VE KULLANIM

Tütünün kullanımı fiziksel bağımlılığın ne kadar kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Sigara içmek 1900’lü yılların başından beri, nikotin tüketiminin tartışmasız en çok kullanılan yöntemidir. Sigaradan bir fırt çekmek nikotinin neredeyse anında kan sistemine yayılarak beyine ulaşmasını ve 10 saniye içersinde merkezi sinir sistemini etkilemesini sağlar. Diğer yandan, puro ve pipo içenler genellikle çok az ya da hiç duman çekmezler ve nikotin ağızlarındaki mukoza zarları tarafından emilir.

 

KULLANIM İŞARETLERİ

18 yaşından küçüklere tütün ürünlerini satmak yasaktır, ancak bunu kontrol etmek çok zordur. Çünkü ebeveynlerin kendisi çocuklarına sigara satın aldırmaktadır.

 

ETKİLERİ

Nikotin aynı zamanda hem uyarıcı hem de yatıştırıcı etkisi gösterir. Nikotin ani bir etkileşim gösterip kan basıncını ve kalp atışını artırır. Nikotinin anında beliren etkileri maddenin hazmından dakikalar sonra azalır ve bu durumun yeniden yakalaması ve yoksunluk yaşamamak için sürekli sigara içilir ve tabii ki tiryaki olunur. Tütünü ilk defa kullananlar bulantı, baş dönmesi, ve baş ağrısı yaşayabilirler.

 

RİSKLERİ

Günümüzde sigara içenlerin çoğu günde neredeyse bir paket ya da daha fazla sigara içmektedir bu da çoğu hastalık için olan risklerini arttırmaya yeterlidir. Çok sayıda çalışma göstermiştir ki günde bir paket sigara içenler, hiç içmeyenlerle kıyaslandığında on kat daha fazla akciğer kanserine ve iki kat fazla kalp krizi riski taşımaktadırlar. Ek olarak sigara içmek kronik bronşit, empisemi gibi diğer ciğer hastalıklarına sebep olabilir ve astımı arttırabilir. Sigara aynı zamanda ağız, gırtlak, mide, pankreas, böbrek, idrar yolu kanserine sebep olabilir. Ayrıca sigara içmediği halde pasif içici konumuna düşen binlerce insanda aynı hastalıklara yakalanabilmektedir. Hamile iken sigara içmek, doğmamış bebeği zehirlemektir. Pipo ve purolar alternatif metotlar olsa da risksiz değillerdir. Vücutlarına gene nikotin girmekte ve dolayısıyla akciğer, dudak, ağız ve gırtlak kanserine yakalanma riskleri mevcuttur.

Tütün ve nikotinle bağlantılı olan riskleri azaltmak amacıyla duman olan yerlerden kaçınılmalı ve sigara tüketilmemelidir. Ayrıca sigaradan kaynaklanan çeşitli tehlikeli hastalıkların riskleri göz önünde bulundurulmalı ve hiç kullanmamalıdır.

 

ALKOL NEDİR?

 

Alkol, dünyadaki en eski ve en geniş şekilde kullanılan uyuşturucu türüdür.

 

BULUNABİLİRLİK VE KULLANIM

Kanunların yaş sınırlaması olmasına rağmen, alkol gençler tarafından çok kolay elde edilebilir. Araştırmalara göre gençler, alkolü genellikle evde bulurlar ve ev içerisinde tüketirler.

 

ETKİLERİ

Tüm psikoaktif uyuşturucularda olduğu gibi, sosyal durum ve aktivite alkolün etkisini doğrudan etkiler. İçekapanıklık hissedebilirler veya tam tersi sosyal olabilirler. Yani sevinçli içersen şarkı söylersin, kederli içersen ağlarsın gibi.

 

KULLANIM İŞARETLERİ

Alkol almanın genel işaretleri ağızdaki sürekli bir alkol kokusu, konuşmada kayma, motor kontrolünün kaybı, zayıf yargılama, saldırganlık ve vahşi davranışlardır.

 

RİSKLERİ

Araştırmaların gösterdiğine göre, alkol ile şiddet arasında bir ilişki mevcuttur. İstatistiklere göre şiddet içeren suçların -tecavüz dahil- yüksek oranı, saldırganlar ve/veya kurbanlar alkolün etkisindeyken meydana gelmektedir. Riskleri azaltmak için ise aç karnına içmemek, içkili araç kullanmamak, içkili olan bir kişinin sizi aracıyla bir yere götürmesine izin vermemek, içki yarışına girmemek, alkol ile diğer uyuşturucuları karıştırmamak (reçeteli ilaçlar dahil), kişinin alkole karşı olan tepkisini bilmesi (herkesin farklıdır) ve yabancılarla birlikteyken içmemek gerekmektedir.

 

ESRAR NEDİR?

 

Esrar; içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psikoaktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC’nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi, kâğıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.

 

BULUNABİLİRLİK VE KULLANIM

Genellikle sigara gibi içilen esrar, elle sarılabilir ve “j”, “joint”, “co” olarak adlandırılan içi boşaltılmış sigara içine konularak kullanılır. Pipo veya cam, plastik ve odundan yapılmış pipolar vasıtasıyla da içilebilir. Bazı zamanlar çay gibi demlenir ya da kek gibi yiyeceklerin içine karıştırılabilir. Bu sinsiliği sebebiyle insanların emin olmadıkları kişilerle bir şey yiyip içmemeleri şarttır.

 

ETKİLERİ

Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre (içilerek ya da yiyerek) değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir. Yenildiğinde THC maddesi daha yavaş kana karışır bununla beraber etkisi daha yoğun ve uzun olur.

Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur.

 

KULLANIM İŞARETLERİ

Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar “ekmek kafa” olarak adlandırılır.

 

RİSKLERİ

Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve “ben bağımlı değilim” deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür.

Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir. Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.

Esrarın sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

 

EROİN NEDİR?

 

Eroin, morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin, afyonun içinde bulunan alkaloid’lerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır. Eroin; Güney Amerika, Güneydoğu ve Güneybatı Asya, ve Meksika’da üretilmektedir.

 

BULUNABİLİRLİK VE KULLANIM

Eroin burundan çekilebilir, sigara gibi içilebilir veya enjekte edilebilir. Sigara yasal ve çok kullanır bir madde olduğu için, eroin genellikle ilk tuzak olarak insanlara bu yöntemle sunulur. Ülkemizin jeopolitik konumu sebebiyle, eroin yakalamaları çok olmakla birlikte, yakalanan miktar ile kullanım arasında bir illiyet bağı yoktur.

 

ETKİLERİ

Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara “ağrıların ertelenmesi” demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır.

 

KULLANIM İŞARETLERİ

Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu, değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır.

 

RİSKLERİ

Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun belirtileri; ağır ve az nefes alma, kıvranma, koma, ve ölüm olarak listelenebilir.

Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir.

Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Bazı bağımlılar eroini sadece yoksunluk krizleri yaşamamak için kullanmaya devam ederler. Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya satmaktan hüküm giymek çok ciddi kriminal cezalarla sonuçlanabilir. EROİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

 

KOKAİN NEDİR?

 

Kokain, Güney Amerika’daki And Dağlarında yetişen koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde etmişlerdir.

Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. “Crack” kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar yada “kayalar” halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL’nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin “baz” karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. “Crack” Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma seslerinden ortaya çıkmıştır.

 

BULUNABİLİRLİK VE KULLANIMI

Çoğu kullanıcı kokaini buruna çektiği gibi enjekte de edilebilir. Crack yakılarak içilir. Tütün içerisinde ve nargile kullanılır.

Kokain kullanımı, kalp atışını artırır, sahte enerji oluşumunu ortaya çıkarır ve geçici olarak kullanıcılara keyif, güven ve coşku vererek yorgunluğu azalttığı sanılır. Kokain’in efektlerinin süresi alım yoluna ve yoğunluğuna bağlıdır. Crack maddesi yakılarak içildiğinde yüksek miktarda kokaini ciğerlere göndererek damardan enjekte edilmiş kadar kuvvetli bir etki yaratır. Bu efektler neredeyse hemen ortaya çıkar, çok şiddetlidir ve 5-10 dakika sürer.

 

KULLANIM İŞARETLERİ

Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar.

Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon ve bitkinliktir.

 

RİSKLERİ

Zamanla, kokaini her gün alan birçok kullanıcı uyuşturucuya karşı tolerans geliştirir, yani yarattığı etkileri yeniden yaşayabilmek için daha çok kullanmaya başlarlar. Kokain ve crakin etkilerinin kısa süreli olduğu da düşünülürse kullanıcı sürekli olarak ilk ulaştığı “sanalı” kovalar duruma gelir.

Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş orataya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Birçok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır.

Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Kokain/Crack’in yakılarak içilmesi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler. KOKAİN/CRACK kullanımının risklerini azaltmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.